Kaş

Kaş

Eşimle Temmuz ortasında 4 günlük Kaş tatili için yola çıktık. Dalaman Havalimanı’ndan Turkcell transfer kampanyasınyan yararlanarak, Kaş meydanda indik. Otelimiz meydana yürüme mesafesinde.

Gezimize kişi kaşı 65 TL ödeyerek Saklıkent Turu ile başladık. Saklıkent Kanyonu ve çevresi 1996 yılında Saklıkent Milli Parkı ilan edilip, koruma altına alınmış. Milli Park alanında Kaş ve Fethiye’nin üçer köyü bulunmaktadır. Uzunluğu 18 km, yüksekliği 200 m olan kanyon kalkerli arazide fay çatlaklarınında yardımıyla suların aşındırmasıyla oluşmuştur. Sabah 9.30’da tur acentesi önünden safari aracımız ile hareket ettik. İlk durağımız Üzümlü Köyü. Burada çay içip, birazdan yapacağımız su savaşı için hazırlıklarımızı tamamlayıp aracımıza bindik. Bir sonraki durağımıza kadar birbirimizi su tabancaları, su dolu balonlarla ıslatırken çok eğlendik. Hatta köylerden geçerken, köylüler de kovalar dolusu sularla, hortumlarla su savaşımıza katıldılar. Başta ıslanmamak için su savaşı yapmayı pek istemesek de, sonra bitmesini istemedik, o sıcak hava da ıslanmak da çok iyi geldi açıkçası.Saklıkent Kanyonu’na gelince su savaşı bitti ve 1,5-2 km civarı yürüyüşümüz başlıyor. 200 metrelik asma köprüyü geçiyoruz. Köprüden sonra asıl yürüyüş başladı. Yürüyüş oldukça zorlayıcı; şiddetli akan sular belin üstüne çıkıyordu (buyüzden telefon, sigara gibi şeyleri plastik torbaya koyup sıkıca bağlayın veya yanınıza almayın), sular çok soğuk, burada uzun yürüyüş ipinden tutunarak yürüdük, sonrasında da yerlerdeki taşların kayganlığı ve  yapısı zorluyordu (ayağınıza mutlaka deniz ayakkabısı giyin, deniz ayakkabınız yoksa kanyon girişinde 3 TL karşılığında kiralayabilirsiniz). Dışarısı fazla sıcakken, kanyon yeterince serin, kısa süreliğine de olsa burada ferahladık. Burada yapılabilecek aktivitelerden bir diğeri de rafting. 1 saat süren ve 45 TL ödeyere yapılan raftingin hiçbir tehlikesi bulunmamakta, raftingin yapıldığı akarsuda su çok fazla derin olmadığı için, çocuklar da katılabilir bu aktiviteye.

Kanyon yürüyüşü sırasında hem çok acıktık, hem de çok yorulduk. Yürüyüş bitiminde yakında, akarsu üstünde bulunan bir restaurantta yemek yedik. Çevrede birden çok bu tarzda restaurant bulunmakta. Burada suların sesi ve hafif esinti çok dinlendirici.

Yemek sonrasında Xanthos gezisi için araçlarımıza bindik. 1988 yılında UNESCO Dünya Miras Listesi’ne alınan Xanthos, Antik Çağda Likya’nın en büyük idari merkezi idi. Daha sonra Persler, Romalılar ve Bizanslıların egemenliğine giren kentteki yapılarda Likya gelenekleri, Helenistik ve Roma dönemi etkileri görülmektedir.

Vee nihayet yüzme molası. Bir Likya kenti olan, Likya Birliğinin başkentliğini yapmış olan Patara kenti yakınındaki Patara Plajı’na geldik. Plaj bulunduğu bölgenin en uzun kumsal plajıdır. Caretta carettaların yumurta bıraktıkları yerler arasında bulunduğu için koruma altına alınmıştır, ayrıca sürekli olan rüzgarı sayesinde rüzgar sörfü için oldukça uygun bir plajdır.

Patara’dan sonra uzun bir yol ve sonra Kaputaş Plajı. Dünyaca ünlü bir plaj burası. Suları turkuaz olan bu plaja yaklaşık 190 basamakla inilir. Suyun rengi ve plaj görüntüsü adeta kartpostal gibidir. Son olarak plajı izleyerek karpumuzuyedik ve turumuzu böylelikle bitirmiş olduk.

Sonraki günümüzü yüzüp güneşlenmeye ayırdık. Kaş’ta Kaputaş dışındatercih edilebilecek çeşitli plajlar bulunmakta;  Büyük Çakıl, Küçük Çakıl, Çınarlar, Derya, Limanağzı Plajları (Bilal, Nuri, Delos). Plajlara giriş bedava, ancak Limanağzı plajlarına yaklaşık 15 dk içinde kişi başı 15 TL ödeyerek teknelerle ulaşılabiliyor. İstediğiniz plajda inebiliyorsunuz. Şezlong ve şemsiyeye ayrıca para ödemiyorsunuz, fakat yemek-içmek gerekiyor. Yiyecek içiceğin de aşırı pahalı olduğu söylenemez, fiyatlar makul düzeydeydi. Gün içinde teknelere tekrar para ödemeden plajlar arasında geçiş yapılabiliyor. Dönüş tekneleri doldukça kalkıyor ve en son tekne saati akşam 6.30. Bilal diğerlerine göre daha büyük ve en çok tercik edilen plaj. Fakat burada hizmet oldukça yavaş. Caretta caretta’larla yüzme şansı bulabileceğiniz bu plajlar, çok sakin ve çok dinlendirici. Burada gerçekten ruhumuzun dinlendiğini hissettik.

Türkiye’ye en yakın mesafede bulunan yunan adası Meis Kaş’a 20 dk mesafededir. Eğer Meis’i gezmek istiyorsanız, pasaportunuzu yanınıza almayı unutmayın. Yeşil pasaortunuz veya vizeniz yoksa size Kaş’ta bu konuda yardımcı olabilecek birçok turizm acentesi bulunmakta.

Kaş’taki bir diğer ilgi çekici aktivite ise Kekova tekne turudur. Tur fiyatı kişi başı 65-70 TL olaak değişmektedir. Kekova’nın kuzey tarafında ikinci yüzyılda depremlerle yok olan antik Dolkisthe kentinden kalma batıklara rastlanır. Kekova, Bizans döneminde yeniden kurulup gelişmiş fakat gelişmesi Arap istilaları yüzünden devam edememiştir. 1990’da Çevre ve Orman Bakanlığı tarafından sit alanı ilan edilmiştir Kekova bölgesindeki 7 farklı koyda en az 40’ar dakikalık yüzme molası verip,Kaleköy’ü Batık Şehri gezebilirsiniz. Fakat tarihi eserlerin korunması için Batık Şehir’de duraklamak yasaklanmış, bu yüzden tur en fazla 10 dk sürmektedir. Batık Şehir turu camlı tekne ile yapılmaktadır. Daha sonra bir Likya kenti olan Kaleköy eski adıyla Simena gezisiyle gezi sonlandırılmaktadır.

Kaş’ta yapılabilecek diğer aktiviteler de dalış ve yamaç paraşütüdür. İnanılmaz deneyimler yaşatacak bu aktiviteler, Kaş’ın vazgeçilmezleri arasındadır.

Kaş’ta yeme-içme konusunda bir problem yaşamayacaksınız; ev yemeği, fast-food, mezeler, tatlı vs her damak tadına uygun yemek bulabilirsiniz. Ayrıca Kaş’ta pek çok meyhane, bar, pub bulunmaktadır. Yani her tarza uygun yeme-içme-eğlenme mekanı bulmak mümkün. İçki ve yemek fiyatları da bir tatil yöresine göre oldukça uygun. Yemek için meydandaki ev yemekleri yapan birkaç restaurant, pideci ve pizzacıları tercih ettik. İçmek için ise ilk gece Barcelona Bar’ı (küçük ve oldukça sevimli), sonraki gece için Sumanu Şarap Evi’ni (vişneli şarabını tavsiye ediyoruz), daha sonra Deco Stop Bar’ı (tacos’u çok lezzetli), Mayor Pub’ı ve Ayı’yı tercik ettik.

Sumanu Şarap Evi
(Visited 280 times, 1 visits today)

Leave a reply

Bumerang - Yazarkafe
Show Buttons
Hide Buttons