Edirne

Edirne

Haftasonunun bize kalacağı perşembe gününden belli olunca, karşımıza çıkan bir günlük Edirne turunu hemen değerlendirme kararı alıyoruz. Sabah erkenden yola çıkılacak, bütün gün Edirne gezilecek ve aynı akşam eve geri dönülecek. Gayet pratik bir tur. Yakın noktalara bu tip pratik turlara internette sıklıkla rastlanmakta.

Sabah erkenden tur ekibiyle buluşup Edirne’ye doğru yola çıkıyoruz. Üç – üç buçuk saatlik yolculuğun ardından sabah saat 10’da Edirne’ye varıyoruz. Vakit kaybetmeden ilk durağımız olan Trakya Üniversitesi Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi.

Sultan II. Bayezid Külliyesi Sağlık Müzesi - Edirne

Külliye, 1484-1488 yılları arasında Sultan II. Bayezit tarafından yaptırılmıştır. Bir cami, tıp medresesi, imaret, darüşşifa, hamam, mutfak, erzak depoları ve diğer bölümlerden oluşuyor.

Sağlık Müzesi, külliyenin darüşşifa ve tıp medresesi bölümlerini kapsıyor. Darüşşifa’da Osmanlı-Rus Savaşı’na kadar 400 yıl boyunca her türlü hastaya, sonraları sadece ruh ve akıl hastalarına sağlık hizmeti verilmiş. Darüşşifada su sesi, müzik ve güzel kokularla yapılan tedavi yöntemleri ayrı ayrı odalarda canlandırılmış. Tıp medresinde verilen eğitimler, profesör, öğrenci ve çalışan  odaları da ayrı ayrı canlandırılmış. Müze, bu yönüyle, 2004’te Avrupa Konseyi Avrupa Müze Ödülü‘nü ve 2007’de Kültürel Mirasın En İyileri & Mükemmellik Kulübü En İyi Sunum Ödülü‘ne layık görülmüştür.

Sağlık Müzesi’ni gezdikten sonra aracımıza atlayıp Saray İçi’ne doğru yol alıyoruz. 5-10 dakika sonra Edirne Sarayı‘na, diğer ismiyle Saray-ı Cedid-i Amire, yani Yeni Saray‘a varıyoruz. Ama ortada bir saray olmadığını görüyoruz. Sebebi ise, 93 Harbi sırasında Ruslar’ın Edirne’yi işgal edeceği haberi üzerine, çok yakında bulunan cephaneliğin Ruslar’ın eline geçmemesi için valinin emri ile cephaneliğin havaya uçurulması ve sarayın yok olmasıdır.

Kısa bir yürüyüşle yakındaki Balkan Şehitliği‘ni ziyaret ediyoruz. Balkan Şehitliği, Balkan Savaşı’nda Bulgarlar’a esir düşen ve aç bırakılarak ölüme terk edilen şehitlerimizin anısına yapılmış.


Edirne

Balkan Şehitliği’nin hemen yanından, Tunca Nehri üzerinde Fatih Köprüsü‘nden geçiyoruz ve Adalet Kasrı‘nı görüyoruz. Burası Divan-ı Hümayun ve Yargıtay olarak kullanılan, görülmeye değer bir yapı. Fatih Köprüsü ise yine Osmanlı zamanından kalma bir taş köprü. Edirne’de Osmanlı döneminden kalma birçok köprü var. Üzerlerinden arabaların, hatta kamyonetlerin hızla geçmesine rağmen sapasağlam günümüze kadar gelmeyi başarmışlar. Bu eserlerin trafiğe kapatılıp korunmaya alınmaması ise ayrı şaşkınlık konusu.

Edirne
Edirne

Ve sonunda Sultan II. Selim’in yaptırdığı, Mimar Koca Sinan’ın “ustalık eserim” dediği muhteşem Selimiye Camii‘ni görme vakti…

Adalet Kasrı’ndan ayrılırken hemen yanı başındaki Kırkpınar Ermeydanı‘nı görüyoruz; heybetli başpehlivanlara selam verip .meydandan geçiyoruz. Yine bir taş köprü, Kanuni Köprüsü‘nü geçerek Saray Yolu‘ndan 10 dakikalık bir yürüyüşle Selimiye Camii‘ne varıyoruz.

Selimiye Camii - Edirne

1569-1575 yılları arasında inşa edilen Selimiye Camii Külliyesi, Haziran 2011’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne dahil edilmiştir. Mutlaka görülmesi gereken bu görkemli yapı, iç süslemeleri ve çinileriyle hayran bırakıyor. İçerisinde bulunan binlerce çininin önemli bir kısmının Rus komutanın emriyle sökülüp Moskova’ya götürülmesi ise üzüntü verici. Camii’ye geniş bir avludan giriliyor. Altında bir arasta, yani çarşı ve kıble yönünde simetrik olarak iki adet medrese bulunuyor. Arasta Çarşısı, Selimiye Camii’ne gelir sağlamak amacı ile yapılmış. Bugün Dar’ül Hadis medresesi Türk-İslam Eserleri Müzesi ve Dar’ül Kurra medresesi ise Vakıf Eserleri Müzesi olarak hizmet vermektedir.

Yürüyüşe devam…

Selimiye Camii’nden ayrılıp çok yakındaki Eski Camii ve Üç Şerefeli Camii‘ye doğru yürüyoruz. Üç Şerefeli Camii’nin ismi, camii’nin 81 metre boyundaki üç şerefeli minaresinden gelir. Bu minarenin özelliği ise her şerefeye ayrı yollardan çıkılması ve hiçbirinin birbirini görmemesi ve duymamasıdır. Camii’nin dikkat çeken bir diğer minaresi ise tek şerefeli ve yivli olanıdır. Bu minareden dolayı camiiye Burmalı Camii de denmektedir.

Üç Şerefeli Camii’den sonra yine çok yakındaki çarşıları gezerek devam ediyoruz. Bunlar Bedesten Çarşısı ve Ali Paşa Çarşısı. 14 kubbesiyle dikkat çeken Bedesten Çarşısı, Eski Camii’ye gelir sağlamak amacı ile yapılmış. Bedesten, “içinde değerli eşya alınıp satılan yer” anlamına geliyor.

Ali Paşa Çarşısı ise Edirneliler tarafından Kapalı Çarşı olarak anılmakta. İnce – uzun yapıdaki, 270 metre uzunluğundaki çarşı yine Mimar Koca Sinan tarafından yapılmış. Kıymetli eşya satan tüccarları bir araya toplamak ve bu tüccarları korumak amacıyla yapılmış. Bu amaçla her gece 100 bekçinin görev yaptığı söylenmekte. Çarşı 1992 yılında yanarak kullanılmaz hale gelmiş; Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından restore edilerek 1997 yılında yeniden kullanıma açılmıştır.

Çarşı’da birçok badem ezmesi, hoşgüvar kurabiyesi ve kavala kurabiyesi satan dükkan var. Bunlar size dükkanlarının önünde ikramda bulunuyorlar. Çok hoş bir davranış. Biz de bu dükkanlardan birine girip, bu tatlardan satın alıyoruz. Hoşgüvar kurabiyesi, acıbadem kurabiyesine benzer bir şekilde antep fıstığı ile yapılıyor. Kavala kurabiyesi ise bademle yapılan bir çeşit kurabiye.


Ali Paşa Çarşısı - Edirne

Sıradaki ve son durağımız Karaağaç…

10-15 dakikalık bir yolculukla, Tunca Köprüsü, Meriç Köprüsü ve Lozan Caddesi’nden geçerek Karaağaç’a varıyoruz. Yunanistan sınırına 4km bir mesafede Karaağaç. Karaağaç, 1920-23 yıllarında Yunan işgali altına girmiş ve Lozan Barış Antlaşması ile savaş tazminatı olarak Türkiye’ye geri verilmiş. Bu antlaşmanın simgesi olarak da Karaağaç’ta tren garının oraya Lozan Anıtı dikilmiş. Buradaki Alman mimarisiyle göze çarpan Tren garı, 1972’den itibaren Trakya Üniversitesi’ne devredilerek Trakya Üniversitesi’nin çeşitli birimlerini barındırmış ve sosyal tesis olarak kullanılmıştır. Bina günümüzde Trakya Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi olarak kullanılmaktadır. Karaağaç, Paris’i andıran kafeleri ile dikkatimizi çekti.

Artık dönüş yoluna çıkma vakti. Meriç Nehri kıyısında, Meriç Köprüsü’nü karşımıza alarak çay molası veriyoruz ve Edirne’ye veda ediyoruz.

Edirne gezisi bir hayli keyif aldığımız bir gezi oldu. Köprülerin korunmamasına çok kızdık, ancak Edirne’ye ve Edirneli’ye hayran kaldık. Başka yerlerde sıklıkla rastlanılan turiste kötü bakışla kesinlikle karşılaşmadık. Bu dolu dolu geçen bir günlük gezimizden sonra Edirne’yi görmenizi kesinlikle tavsiye ediyoruz.

(Visited 282 times, 1 visits today)

Leave a reply

Bumerang - Yazarkafe
Show Buttons
Hide Buttons