Cunda

Cunda

Bu yaz tatilimizin en güzel duraklarından birisi de Cunda Adası idi. Yani Balıkesir’in Ayvalık şehrine bağlı 22 adasından biri Alibey adası. Kurtuluş Savaşı’nda padişahın ‘Yunanlara teslim olun’ emrine karşı gelerek silahlı mücadeleye başlayan ilk birliğin kumandanı Yarbay Ali Çetinkaya’ya ithafen Cunda adasına Alibey adı verilmiştir.

Cunda son zamanların gözde turizm merkezlerinden birisi haline gelmiştir. Adanın girişinde bizi güneş saati karşılıyor. Az ileride Taş Kahve’yi görüyoruz ve orada bir türk kahvesi sonrasında bir külah dondurma ile uzun Cunda gezisine hazırlanıp başlıyoruz gezmeye.

Cunda’nın her yeri cıvıl cıvıl, insanlar renkler ile adanın ahengine kaptırıyoruz kendimizi. Arnavut kaldırımlarındaki yürüyüşlerimiz, güzel manzaralar, çektiğimiz fotoğraflar sayesinde unutamayacağımız anılar ediniyoruz.

Taksiyarhis Kilisesi hem dış görünüşü, hem de içi ile çok etkiliyeci. Rumların yaşadığı dönemde merkez kilise olan kilise 1873 yılında inşa edilmiş. Kilise Koruyucu Baş Melekler Cebrail ve Mikail’e atfedilmiştir. 2011 yılında Rahmi M. Koç Müzecilik ve Kültür Vakfı’na tahsis edilmiştir. Müzenin koleksiyonu arasında eski otomobiller, motosiklet ve bisikletler, buharlı iş makinaları, denizcilik araç ve gereçleri, çocuk oyuncakları, bebek oyuncakları, geçmişten günümüzü saat, daktilo ve fotoğraf makinaları modelleri, oyuncak araba modelleri, geçmişten günümüze önemli yapıların modelleri ve maketleri, günlük yaşamda kullanılan ev araç ve gereçlereiyer almaktadır.

Sıradaki durak yine Rahmi Koç müzesine bağlı Agios Yannis Kilisesi yani Sevim ve Necdet Kent Kitaplığı ve Değirmen. Yıllarca harap bir halde kalan değirmen ve kilise 2007 yılında Rahmi Koç’un yardımları ile restore edilmiştir. Buraya ulaşmak için yazın sıcağında epey yürüyoruz ve ilk olarak girite ön cephede yer alan cafede birşeyler içip soluklanıyoruz. Daha sonra değirmenli, kütüphaneli, tepeden ada manzarılı birçok fotoğraf çekiyoruz.

Aşağıya indikten sonra, Cunda’nın ufak şirin çarşısını gezip, evimiz için küçük şirin birkaç şey satın alıyoruz.

Ve geldik gezimizin en önemli -bizim için en önemli- kısmına. Şimdi deniz manzarası eşliğinde meze, balık ve rakı üçlüsüiçin en iyi mekan hangisidir onu bulmaya çalışıyoruz. Gelmeden önce araştırma yaptık okuduğumuz çoğu yazıda burada bulunan her mekanın çok iyi olduğu konusunda hemfikir. Biz de bize en sıcak ve hoş geleni seçip Cunda Giritli Restaurant’a oturuyoruz. İçeri geçip öncelikle çalışan tavsiyeleriyle mezelerimizi seçiyoruz, o kadar çok çeşit var ki karar vermek gerçekten çok zor. Mutlaka denemenizi önerdiğim mezeler; sıcak ot, girit böreği, girit ezmesi, balık köftesi. Patlıcan ezmesi, kabak çiçeği dolması, haydari, karides, midye vs. fena değil, standartın üstü fakat mutlaka denemenizi önerdiğim mükemmel lezzetli mezeler içinde sıcak ot, girit böreği, girit ezmesi, balık köftesi bulunmakta. Fiyatları İstanbul’a nazaran çok daha uygun. İçki ile beraber iki kişi ödediğimiz tutar 160 TL civarındaydı. Aynı restaurant’a bu yıl Ekim başında da gittik. Sezon sonu olduğundan dolayı sanırım mezeler yazınki kadar özenilerek yapılmamış olacak ve çalışanlar yorulmuş olacak ki,  . yazın gördüğümüz lezzeti ve ilgiyi maalesef bu sefer yakalayamadık.

(Visited 245 times, 1 visits today)

Leave a reply

Bumerang - Yazarkafe
Show Buttons
Hide Buttons